Dr. Erhan Babalık Özgeçmiş

 (1992) Mezuniyet.              İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

 (1993 - 1997)  Dr.Ar.Gör.    İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü

 (1997 - 2004)  Doç.Dr.        İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü

 (2004-2007/2007-2012)     İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı                                                           İstanbul Memorial Hastanesi  / Yakın Doğu Üniversitesi

 

Adres: Vali Konağı Cad. No:157 Burç Apt. D:6 Nişantaşı-Şişli / İstanbul

 

Randevu İçin:

Tel: (212) 230 03 62

Fax: (212) 230 11 62

Email:  This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

  

 

 

erhan

erhan

KALP DAMAR HASTALIĞININ TEDAVİSİNDE YENİDEN DOĞAN YENİ TEKNOLOJİ: LASER KORONER ANJİYOPLASTİ (ELCA-EXCIMER LASER CORONARY ANGIOPLASTY)

    Koroner kalp hastalığı, halen batı dünyasında ve Türkiye’de insan ölümlerinin en çok nedenidir.  Koroner kalp hastalığı olan kişilerde kalbi besleyen 3 ana koroner damarda, kalbin beslenmesini bozacak düzeyde bir veya birden çok sayıda damar bölgesinde daralmalar vardır. Bu daralmaları yapan da, damarın duvarında başlayıp damarın içine doğru büyüyüp kan akımını bozan aterom plağı (lezyon) adı verilen karmaşık yapıda bir kitledir. Ancak bu lezyonların tipleri de farklıdır, 8 farklı tipte damar tıkayan lezyon ayrılmıştır. Bunların da damarı tıkama yüzdeleri ve damarlarda yerleştikleri yerlerin farklı olması durumu da dikkate alındığında sayısız farklı özellikte lezyon türü olduğunu kolayca söyleyebiliriz. Bu durum bize bu hastalığın tedavisinde hastanın damarına ve lezyonuna göre uygun farklı yöntemler kullanmamızı gerekli kılar.

    Koroner damar hastalığının 3 temel tedavisi vardır. İlaçla tedavi, koroner baypas ameliyatı ve koroner anjiyoplasti-stentleme işlemleridir. Ciddi koroner damar daralması ve bununla ilgili yakınmaları olan, kalp krizi geçiren veya kriz tehdidi altında olan hastalarda yalnız ilaç tedavisi çoğunlukla yeterli olmaz ve hastalığın riskini istediğimiz ölçülerde azaltmada etkisizi azdır. Bu gibi durumdaki hastalarımızda koroner anjiyografiyle saptanan koroner damar yapısına ve  lezyonların damarın hangi bölgelerinde yer aldığına ve lezyonların tipine göre koroner baypas cerrahisi veya koroner stentleme işlemleri gerekir.

    Koroner anjiyoplastide kullanılan malzemelerin çok hızla gelişme göstermesi ve lezyonlara uygulanan yeni teknikler sayesinde günümüzde ilaç tedavisinin yeterli olmadığı pek çok hastaya koroner baypas operasyonuna gerek kalmadan koroner anjiyoplasti ve stentleme işlemleriyle etkili, güvenli ve yararı uzun yıllar kalıcı olan çözümler sağlamaktayız. Sadece 2-3 yıl öncesine kadar yalnızca koroner baypas operayonlarıyladüzeltilen pek çok lezyon tiplerine (sol kök ana damar, çok damar, çatal damar, tam tıkalı damar, çok ince damar, pıhtıyla tıkanmış damar vs.) yeni tekniklerle yüksek başarı oranlarıyla koroner anjiyoplasti ve stentleme işlemlerini uyguluyoruz. İlaçlı stent teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde (günümüzde 4.nesil ilaçlı stentleri artık kullanıyoruz), bu başarılı uygulamaların sonuçları uzun yıllar etkinliğini korumaktadır. Güncel bilimsel incelemeler, çok sorunlu bu damar hastalığı durumlarında dahi deneyimli ellerde ve çağdaş teknoloji ve malzemelerle koroner stentleme işlemlerinin sonuçlarının koroner baypas operasyonlarından daha olumlu olduğu ortaya çıkarmaktadır.

    Koroner stentleme işlemlerinin başarısını belirleyen temel özellikler vardır. Bunların bir kısmı işlem başarısıdır ki bu da daralmış veya tıkanmış koroner damarların tam bir şekilde açılmasıdır. Diğeri ise bu açıklık durumunun uzun yıllar korunmuş halde devamının sağlanmasıdır. Bunları etkileyenler ise, işlemi yapan girişimsel kardiyoloğun deneyimi ve güncel teknolojileri uygulayabilme durumu, stent yerleştirilmesinden önceki anjiyoplasti aşamalarında kullanılan teknolojinin ve malzemelerin kalitesi ve kullanılan stentin kalitesi ve teknolojik özellikleridir. Deneyimli ellerde günümüzde koroner kalp cerrahisine gerek olmadan, en zorlu damar hastalığı durumlarında dahi iyi teknolojiyle,  damarlara ve lezyonlara uygun yöntemlerle anjiyoplasti ve stentleme yapmak sıradan bir pratik haline gelmiştir. Burada kritik olan damar tıkayıcı lezyonun yapısına, darlık ciddiyetine, darlığı oluşturan lezyonun kireçlenme derecesine, damarın kıvrımlarına uygun malzemeleri ve anjiyoplasti  tekniklerini kullanarak lezyonu stentlemeye en uygun hale getirmektir. Koroner stentleme işlemlerinde damarı tıkayan lezyonu stent öncesinde en uygun hale getirmek (yapısını değiştirmek) işlemin hem başarısını ve hem de kalıcı bir yararın elde edilmesinde çok önemli etki sağlar. Yani problemli damar tıkanıklıklarında stent uygulama başarısını artıran tamamlayıcı anjiyoplasti tekniklerini kullanmak kritik öneme sahiptir. Bunu başarmada laseranjiyoplasti tekniğinin eşsiz bir yeri vardır.

    Lazer anjiyoplasti, ultraviyole enerji uygulamasıyla, kalp damarını tıkayan lezyonun yapısına ait bileşenlerinin ayrıştırılmasına yol açan buharlaştırma benzeri bir etkiyle,darlığın ortadan kaldırmasına dayalı bir anjiyoplasti tekniğidir.Burada uygulanan enerji ExcimerLaser olduğundan tekniğin adı                                             ExcimerLaserCoronerAngioplasty (İngilizce adının kısaltılmışı-ELCA) dır.

    ELCA özel bir kateter aracılığıyla 308 nm dalga boyunda ultraviyole enerji uygulaması temeline dayanır. Kateter ucunda yer alan laser enerji aktarıcı xenon-klorin organıyla pulsatil olarak, 30-80Mj/mm2 dozlarda enerji çevresel olarak koroner arter içinde lezyon bölgesinde uygulanarak aterosklerotik plakların moleküllerine ayrıştırılarak buharlaşması sağlanır. Bu da darlığın önemli bir oranda yapısını değiştirip kitlesini ortadan kaldırmakta ve son aşama olan stentleme ile maksimum damar açıklığı sağlanmasına olanak vermektedir. Laseranjiyoplastinin bu etkisi stentin ulaştırılamadığı hedef damar bölgelerine stentin ulaştırılmasını ve damara uygun çapta tam açılmasını sağlayarak, başarısız olabilecek bir operasyonu başarılı kılmakta ve uzun vadeli yararlı etkisini de artırmaktadır.

Bu teknik koroner arter hastalığında kullanılması yeni olmamakla birlikte, ilaç salınımlı stentlerin yaygın kullanılmaya başladığı dönemlerde, etkinliği tam anlaşılmadan girişimlerde ihmal edilmiştir. Ancak koroner stent uygulama işlemlerinde başarıyı engelleyen koroner arter anatomisiyle ilgili zorlukların aşılmasında kritik bir işe yaradığı son dönemlerde yapılan çalışmalarda ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu tip durumlar; balonla aşılamayan tam tıkalı lezyonlar, balonla ve stentleaçılmaya dirençli aşırı kireçli ve sıkışık lezyonlar, daha önce konulan ve tıkanmış stentler, büyük pıhtı içeren akut miyokardinfarktüsündestent işlemleri, akciğer damarlarının pıhtıyla akut tıkanma durumları (pulmoneremboli) başta yer alır. ELCA tekniği koroner dışında periferik arterlerde (bacaklara giden ana atar damarlar) de kullanım alanına sahiptir. Bizim de bu tekniği uyguladığımız kalp damarı tam tıkalı olan çok sayıda hasta içeren çalışma grubumuzda bu tekniğin yararını bizzat uygulayarak yaşadık, gözlemledik ve ayrıca oldukça saygın uluslararası bilimsel bir kardiyoloji dergisinde klinik araştırma makalesi olarak deneyimlerimizi yayınladık.Bu tekniğin daha gelişmiş yeni cihazıyla da uygulamalarımıza devam ediyoruz.

 

    Özet olarak laseranjiyoplasti tekniği, koroner stent işlemlerinde, en zorlu damar yapısı ve lezyon koşullarında işlem başarısını artırmakta, koroner bypass cerrahisine olan gereksinimi daha da azaltmaktadır.

 

 

EXCIMER LASER SYSTEM CVX-300  

      Spectranetics CVX-300

      Amerika Gıda ve İlaç Birliği (FDA) tarafından onaylanmış lazer ve fiber optik        kateter sistemidir.

      SPECTRANETICS CVX-300 KULLANIM ALANLARI

                     KORONER DAMAR İŞLEMLERİ

                    •      Kireçli lezyonlar

                    •      Tıkanmış bypass damarları

                    •      Akut kalp krizi geçiren hastalarda

                    •      Uzun lezyonlar

                    •      Tam tıkalı damarlar

                    •      Damar ağzındaki lezyonlar

                    •      Balonla geçilemeyen ve açılamayan  lezyonlar

 

 

          SPECTRANETICS CVX-300 KULLANIM ALANLARI

                        PERİFERİK İŞLEMLER (bacağa giden damarlar)

                  •      Periferik darlıklar ve tıkanıklıkların tedavisi

                  •      Diz altı işlemleri 

                        Tam tıkalı damarlar

 

 

 

Koroner anjiyografi hangi yöntemle yapılmalı? Bilgisayarlı tomografi (sanal anjiyo) ile mi yoksa geleneksel anjiyografiyle mi?

 

Koroner anjiyografi, kısaca anjiyo, kalbi besleyen koroner damar adı verilen damarların görüntülenmesi olarak özetlenebilir. Halk arasında damar sertliği olarak bilinen, koroner damarların “plak” adı verilen tıkayıcı lezyonlarla daralmasıyla ortaya çıkan ateroskleroz hastalığının kesin tanısında kullanılan bir tanı yöntemidir.

 

Anjiyo nasıl yapılıyor?

 

Geleneksel anjiyo yüzeysel (cildin hemen altındaki) bir atar damara iğneyle girilerek kateter denilen ince tüp benzeri cihazlarla yapılıyor. Bu işlem için kalp damar sistemine bİr giriş yeri kullanıyoruz. Bu yer çoğunlukla doktorların en alışkın olduğu kasıktaki büyük atardamardır. Buradan girilerek ve damar devamlılığı kullanılarak kateterleri kalp damarlarına kadar ilerletebiliyoruz. Kalp damarlarının içine doğrudan boyar madde (kontrast) enjekte ederek damarların görüntüsünü dijital film ortamına gerçek zamanlı olarak kaydediyoruz. Bu işlem sırasında anjiyo cihazına birçok farklı pozisyonlar verdirerek tüm damar ağacını en küçük yan dallarına kadar görüntüleyebiliyoruz.

 

Hastalar geleneksel anjiyodan korkuyor mu?

 

Hastalar bazen geleneksel anjiyoyla ilgili endişelerini bize aktarıyor. İşlemin potansiyel olarak riskli olarak bilinmesi ve kasıktan yapılan anjiyodan sonra kum torbası uygulaması ve 6 saat yatak istirahati gerektirmesi endişelerin kaynağı olarak belirtilebilir. Bunlardan birincisi yani riskli olmasıyla ilgili olarak şunlar belirtilmelidir; koroner anjiyografi kalp damarlarında darlık ve tıkanmaların olduğu düşünülen hastalara yapılmaktadır.  Bu sayede  hasta için en olumlu tedavi belirlenecektir. Yani anjiyo kişinin gelecek hayatıyla ilgili riskleri ortadan kaldıran tedaviye ulaştıracak yolun başlangıcıdır. Elde edilecek yarar anjiyonun potansiyel riskinin çok üzerinde olduğundan anjiyo gereği olduğu durumlarda mutlaka yapılmalıdır. Operatör deneyimlerinin artması, kateter malzemelerinde iyileşmeler sayesinde anjiyo riski günümüzde oldukça düşüktür. Ölüm riski 1/10.000 den az, kalp krizi riski 1/1000 den azdır.  Endişe kaynağının ikincisi olan anjiyo sonrasında kum torbası gereği ve 6 saat yatakta istirahat zorunluluğu da yeni gelişen teknik uygulamalarla aşılmıştır. Bunlar arasında anjiyonun radyal atardamardan (el bileğinde nabız sayılan damar) yapılması, kasıktan yapılan anjiyolarda hızlı iyileşmeyi sağlayan özel dikiş sistemlerinin kullanılmasıyla hastalar anjiyodan 2 saat sonra evlerine güvenle yollanabilmektedir. Özellikle el bileğinden yapılan anjiyo hasta için oldukça yüksek konfor sağlamaktadır. Anjiyodan hemen sonra  hasta yürüyebilmekte ve kendi ihtiyaçlarını başkasının yardımı olmadan yerine getirebilmektedir. Anjiyo sırasında ciddi koroner damar tıkanması saptandığında yine aynı el bileği yoluyla aynı anda stentleme ile damar güvenle açılabilmektedir. Stentle damar açıldıktan sonra yine anjiyo sonrasında olduğu gibi hastaya hareket kısıtlamasına gerek kalmamaktadır. Bu yöntemle stent yapıldığında hasta aynı gün evine gönderilebilmekte, ertesi gün işine geri dönebilmektedir.

 

Bilgisayarlı tomografiyle yapılan koroner anjiyografi, geleneksel anjiyonun yerine kullanılabilir mi?

 

Bilgisayarlı tomografiyle yapılan koroner anjiyografi (sanal anjiyo) kol toplar damarından boyar madde verilerek yapılan bir tomografi incelemesidir. Bu yöntemin avantajı atar damardan girilmeye gerek olmadan kalp damarlarının görüntülenmesini sağlamasıdır. Kısıtlı olduğu yanları ise bazı durumlarda uygulanamaması veya görüntülerin değerlendirme yapılacak kalitede elde edilememesidir. Bunlar arasında kalp ritm bozuklukları ve hızlı kalp ritmleri, kilolu hastalar, stentli damarların bulunması, kalp damarlarında kireçlenmenin yoğun olması sayılabilir. Bunun yanında teknikten kaynaklanan yüksek radyasyon dozu ve kontrast maddenin fazla miktarda kullanılması gereği de diğer dezavantajlardır. Bunlar şeker hastaları, böbrek yetmezliği hastalarında potansiyel komplikasyon nedenleridir.

 Aslında bu iki anjiyo yöntemi birbiri yerine geçen yöntemler değildir. Herbirinin tanı değeri farklı hastalarda ve farklı hastalık riski durumlarında ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle farklı durumlarda kullanılan tanı yöntemleridir. Kısaca özetlersek, geleneksel anjiyografi kalp damar sertliği hastalığı kesin olarak bilinen hastalarda (kalp damar hastalığı için tipik göğüs ağrısı-anginası olanlar, kalp krizi geçirmiş olanlar ve kalp krizin erken saatlerinde hastaneye başvuranlar, önceden koroner baypas veya stent işlemi uygulanıp hastalık belirtilerinin tekrar ortaya çıktığı hastalar, kalp yetmezliği hastaları, ani kalp durmasında kurtarılan hastalar gibi) uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede başvurulan son aşamadır. Anjiyo bulgularına gore damar yapısı ve hasta özelliklerine göre 3 tedavi yönteminden birine hasta yönlendirilir: ilaç tedavisi, koroner baypas veya koroner anjiyoplasti (stentleme). Yüzbinlerce hastanın yer aldığı uzun yıllara dayalı bilimsel çalışmaların sonuçları ve dünya çapında kardiyologların deneyimi geleneksel anjiyonun değerini açıkça belirlemiş ve bu yönden tedavi seçimi için “altın standart” tanı yöntemi olarak yer edinmiştir. Sanal anjiyo ise yukarıda saydığımız hastalık durumları dışında kalan yani bilinen kalp damar hastası olmayan ancak bu hastalıkla ilişkili olabilecek yeni ve aşikar olmayan”şüpheli” şikayetleri ortaya çıkan kişilerde (hasta adayı diyebiliriz) ve eğer kalp damar sertliği için riskleri de varsa tanıya hızla ulaşmak için kullanılabilecek bir tanı yöntemi olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Sanal anjiyonun değeri bu tip durumlarda eğer sonuç normal ise oldukça güvenilir olmasıdır. Yani sanal anjiyo bulguları normalse kalp damar hastalığı şüphesi durumu ortadan kalkar ve hastalara güvenle “sizin birşeyiniz yok” diyebiliriz. Ancak sanal anjiyoda damar sertliği bulguları saptanıyorsa bu durumda hastaya geleneksel anjiyo yapma gereği ortaya çıkar. Çünkü sanal anjiyo bulgularına dayanarak kalp damar hastalarına tedavi düzenlemenin güvenli ve hasta hayatını olumlu etkilediğine dair bir bilimsel veri ve çalışma halen bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki bu 2 yöntem birbiri yerine kullanılmamalıdır diyebiliyoruz. Kalp hastalığı için şüpheli yakınmaları olan veya bu hastalık için riskli grupta yer alan hastalarımıza bir kardiyolog muayenesi ve tetkiklerine başvurmasını öneriyoruz. Sanal anjiyonun “merak giderme” yöntemi olarak kullanılmaması gerektiğini, bu yöntemin potansiyel zararlı etkilerinden korunmak yönünden önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Bunun yanında teknolojideki ilerlemeler sayesinde tomografik anjiyonun görüntü kalitesi artmakta,hastanın maruz kaldığı radyasyon dozu azalmakta ve uygulama güçlüğü yaşanılan durumların sayısı azalmaktadır. Halen sürmekte olan bilimsel çalışmalar da göstermektedir ki önümüzdeki yıllarda tomografik anjiyo kalp damar hastalıklarının tanısında daha yaygın bir yer edinmeye adaydır.

Hastalar geleneksel anjiyodan korkuyor mu?

        Hastalar bazen geleneksel anjiyoyla ilgili endişelerini bize aktarıyor. İşlemin potansiyel olarak riskli olarak bilinmesi ve kasıktan yapılan anjiyodan sonra kum torbası uygulaması ve 6 saat yatak istirahati gerektirmesi endişelerin kaynağı olarak belirtilebilir. Bunlardan birincisi yani riskli olmasıyla ilgili olarak şunlar belirtilmelidir; koroner anjiyografi kalp damarlarında darlık ve tıkanmaların olduğu düşünülen hastalara yapılmaktadır.  Bu sayede  hasta için en olumlu tedavi belirlenecektir. Yani anjiyo kişinin gelecek hayatıyla ilgili riskleri ortadan kaldıran tedaviye ulaştıracak yolun başlangıcıdır. Elde edilecek yarar anjiyonun potansiyel riskinin çok üzerinde olduğundan anjiyo gereği olduğu durumlarda mutlaka yapılmalıdır. Operatör deneyimlerinin artması, kateter malzemelerinde iyileşmeler sayesinde anjiyo riski günümüzde oldukça düşüktür. Ölüm riski 1/10.000 den az, kalp krizi riski 1/1000 den azdır.  Endişe kaynağının ikincisi olan anjiyo sonrasında kum torbası gereği ve 6 saat yatakta istirahat zorunluluğu da yeni gelişen teknik uygulamalarla aşılmıştır. Bunlar arasında anjiyonun radyal atardamardan (el bileğinde nabız sayılan damar) yapılması, kasıktan yapılan anjiyolarda hızlı iyileşmeyi sağlayan özel dikiş sistemlerinin kullanılmasıyla hastalar anjiyodan 2 saat sonra evlerine güvenle yollanabilmektedir. Özellikle el bileğinden yapılan anjiyo hasta için oldukça yüksek konfor sağlamaktadır. Anjiyodan hemen sonra  hasta yürüyebilmekte ve kendi ihtiyaçlarını başkasının yardımı olmadan yerine getirebilmektedir. Anjiyo sırasında ciddi koroner damar tıkanması saptandığında yine aynı el bileği yoluyla aynı anda stentleme ile damar güvenle açılabilmektedir. Stentle damar açıldıktan sonra yine anjiyo sonrasında olduğu gibi hastaya hareket kısıtlamasına gerek kalmamaktadır. Bu yöntemle stent yapıldığında hasta aynı gün evine gönderilebilmekte, ertesi gün işine geri dönebilmektedir. 

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

Duis aute irure dolor in reprehenderit in voluptate velit esse cillum dolore eu fugiat nulla pariatur. Excepteur sint occaecat cupidatat non proident, sunt in culpa qui officia deserunt mollit anim id est laborum.